Koruyucu Tıbbi Hizmetler
Koruyucu Tıbbi Hizmetler
Aile Planlaması
Genel Bilgiler
Evlenmeden Önce Neler Yapılmalı
Akraba Evlilikleri
Üreme Organlarının Yapısı Ve İşleyişi
Gebelik Testleri
Gebelik Belirtileri
Kürtaj veya Gebeliğe Devam Kararı
Doğum Kontrolü ve Korunma
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
Hastalıklardan Korunma
Cinsellik ve Cinsel Fonksiyon Düzeni
Seksüel Ağrılı Hastalıklar
Menopoz
Menopozun Tanmı
Menopoza Girme Yaşı
Menopoza Geçiş Dönemi
Over Yetmezliği
Menopoz ve Yaşam
Hormon Tedavisi, Kanser ve Gerçekler
Menopoz Sonrası Kanama
Osteoporoz (kemik erimesi)
Kemik Erimesi ve Kalça Kırıkları
Osteoporoz Tedavisi
Menopoz ve Osteoporoz sorunları
Sık Sorulanlar
Meme Dokusu ve Meme Hastalıkları
Meme Yapısı (anatomisi)
Meme Başı Akıntıları
Memelerde Sızı ve Çatlaklar
Memede Kitleler ve Meme Kanseri
Meme Kanseri Tanı, Takip ve Tedavisi
Sık Sorulanlar
Jinekolojik Sorunlar ve Hastalıklar
Mesturel Siklus(Adet Düzeni) Regülasyonu
Kızlık Zarı Tamiri ( Dikimi)
Ağrılı Mensturasyon,Adet Görme Sonuçları
Jinekolojik muayene
Jinekolojik Sorunlar ve Hastalıklar
Adneksiyel Kitlerin Değerlendirilmesi
Jinekolojik Kanserler
Uterus ve Yumurtalık Cerrahisi
Jinekolojik Ameliyat ve Müdahaleler
Vajinismus ( Kadınlarda İlişkiye Girememe )
Uterin Tümörleri
Ovarian ( Yumurtalık ) Tümörleri ve Kitleleri
Dış Gebelik ve Düşükleri
İdrar Kaçırma tedavisi
Genital Dudak Estetiği
İnfertilite (Kısırlık) Tedavisi
Üreme Fizyolojisi ve Kısırlık
İnfertilite (kısırlık) Nedir?
Risk Faktörleri
35 Yaşın Üzerinde İnfertilite
İnfertilite Çeşitleri
Fertiliteyi Koruma ve Artırma Önerileri
İnfertilite Nedeninin Araştırılması
İnfertilite (Kısırlık) Tedavisi
Gebelik ve Doğum
Gebelik Dönemi
Doğuma Hazırlanma
Doğum
Doğum Sonrası
Loğusalık Dönemi
Emzirme
Cinsel Bilgiler
Cinsel İslev Fizyolojisi
Ergenlikte Cinsel Danismanlik
Cinselligin İfade Edilmesi
Vucut Dili
Maturbasyon
Cinsel Oyuncaklar
Cinsel Uyarici Maddeler
Sanal Seks
Escinsellik
Cinsel Siddet
Cinsel İliski Sekillerinin Riskleri
Cinsel Yolla Bulasan Hastaliklar
Cinsel Yolla Bulasan Hastalıklardan Korunma
Kurtaj
Cinsel İşlev Bozuklukları
Evlilik Sorunları
Cinsel Sozluk
Garip Seks Yasalari
Bebekler ve Çocuklar
Bebek Bakımı
Bebeğiniz ve Çocuğunuzun Gelişimi
Aşılar Hakkında Herşey
Beslenme
Diyet ve Beslenme
Diyette temel konular
Sağlıklı beslenme
Hastalara özel diyetler
Diyet yemek tarifleri
Mineraller
Şifalı bitkiler
Vitaminler
Sıkça Sorulan Sorular
Estetik,Plastik ve Rekonstrüktif Hizmetler
Burun Estetiği
Meme Estetiği
Liposuction (Yağ Aldırma)
Kulak Estetiği
Karın Germe
Genital Estetik Cerrahi
Vajina Estetiği ve Vajinoplasti
Kızlık Zarı (Hymen)
Vajina daraltma ameliyatı
Vajen estetiği ; Vajina estetik
İç dudakların Küçültülmesi
Bakirelere de genital estetik operasyonu yapılabilir mi?
Basında Genital Estetik
Bartolin ( Bartholin ) Kisti ve Tedavisi
Kalıcı Bekaret (Kızlık Zarı) Tamiri ve Fleep Kaldırma Tekniği nedir
Genital Siğiller (HPV-KONDİLOM)
Görüntü Arşivi
Gebelik
Jinekoloji
Aile Planlaması
Ultrason Görüntüleri
Meme Hastalıkları
Bebek Resimleri
Laparoskopi Histeroskopi
Videolar
Slaytlar
Modern İsim Bankası
Erkek İsim Bankası
Kız İsim Bankası
Kaynakça
Kaynakça
Haberler
Haberler
Haberler
 
2 yıldan önce yeni hamilelik sakıncalı
   
2 yıldan az bir süreyle tekrar hamile kalmanın hem çocuğun hem de annenin sağlığını ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirten Prof. Dr. Teksen Çamlıbel, yeni bir hamilelik istemeyen çiftlerin doğum sonrası korunmaya önem vermesi gerektiğini söyledi.

Sağlıklı bir yaşam ve sağlıklı bebekler için 2 doğum arasında en az 1 yıl ara verilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çamlıbel, "2 yıldan kısa bir zaman içinde tekrar hamile kalan kadınlarda başta yorgunluk olmak üzere gerek sağlık gerekse psikolojik sorunlar görülebiliyor. 1 yıldan daha sık aralarla doğan bebeklerde ise ölüm olasılığı ve sağlık sorunları daha fazla görülmektedir. Ayrıca annenin ilgisi dağılacağı ve yeni doğan bebek ile daha fazla ilgilenmesi gerekeceği için, bir önceki çocuğun gerek beslenmesine, gerekse gelişimine yeterince zaman ayırması zorlaşıyor" dedi.

Doğum sonrasında üreme organlarının eski fonksiyonlarını kazanmasıyla birlikte, yeni annenin bir kez daha hamile kalabileceğini kaydeden Prof. Dr. Çamlıbel, "Bebeklerini ek gıda vermeden sadece anne sütüyle besleyen ve aynı zamanda hiç adet görmeyen annelerin, 6 ay süre tekrar gebe kalma şansı azdır. Ancak emzirmek kadının hamile kalmayacağı anlamına gelmez. Emzirme dönemi, fizyolojik olarak doğurganlığı bir süre geciktirmektedir. Ancak doğumdan 2 ay sonra yeniden adet görmeye başlamak ya da bebeği ek besinlerle doyurmak yeniden hamile kalınabileceğinin habercisidir" diye konuştu.

Modern korunma yöntemlerinin çiftlere istenmeyen gebeliklerden korunmanın yanı sıra daha güvenli bir cinsel hayat sunduğuna değinen Prof. Dr. Çamlıbel, "Yeni bir hamilelik istemeyen çiftler, doğum sonrası tekrar korunmaya başlamalıdır. Adet kanamaları başlamamış ve hala emziriyor olsa bile yeni anne, doğumdan sonra yeniden modern korunma yöntemlerini kullanmalıdır. Günümüzde rahim içi sistem adı verilen, hormon salgılayan spiraller, bakırlı spirallere kıyasla daha etkili olmaları, enfeksiyona yol açmamaları ve adet kanamalarını azaltıcı etkileri nedeniyle tercih edilmektedirler. 5 yıllık süre boyunca güvenli ve etkin bir koruma sunan hormonlu spiraller, her gün hatırlanması gereken bir yöntem olmadığı için özellikle unutkan kadınlar için son derece ideal" şeklinde konuştu.
2 yıldan önce yeni hamilelik sakıncalı
 
 
Hamilelikte düzenli beslenme bebeklerin sağlık sigortası
   
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Rukset Ünlü Attar, gebelikte beslenmenin önemine dikkat çekerek, anne adaylarının dengeli ve düzenli beslenmesinin doğacak bebeklerin sağlık sigortası olduğunu söyledi.

Türkiye Hastanesi Reçete Dergisi'ne "Gebelikte beslenme" konusunda bilgi veren Opr. Dr. Rukset Ünlü Attar, gebelikte beslenmeyi belirleyen temel unsurların, gebelik öncesi kilo ve boy, yaş, bebek sayısı, metabolik hastalık varlığı, iştah ve annenin fiziksel aktiviteleri olduğunu belirtti. Gebelikte dengeli bir diyetteki kalorinin üçte birinin yağlardan elde edilmesinin önemine işaret eden Attar, "Gebe kadınlar ayçiçek, zeytin ve mısırözü gibi bitkisel yağları tercih etmeli. Karbonhidratlar mümkün olduğunca tahıl, un, şeker gibi doğal kaynaklardan karşılanmalı. Gebelerin günlük protein ihtiyacı 48-60 gramdır. Kırmızı et, tavuk eti, balık, yumurta, süt ve sütten yapılmış gıdalar başlıca hayvansal protein kaynaklarıdır. Özellikle vejeteryen bir anne açısından önemli olan bitkisel protein kaynakları ise nohut, mercimek, fasulye, bakladır. Kepekli tahıllar ve fındık, fıstık, ceviz gibi kuru yemişler de bunlara ek olarak sayılabilir" dedi.

Opr. Dr. Attar, dengeli beslenen gebede asit dışında ayrıca vitamin kullanımına gerek olmadığını, folik aside gebelikten 1-3 ay önce başlanması gerektiğini, gebelik boyunca folik asitten zengin olan ıspanak, karnabahar, kepekli undan yapılmış yiyecekler, badem, fındık, yer fıstığı ve ceviz tüketilmesinin önerilebileceğini ifade etti. Gebe için en önemli minerallerin kalsiyum ve demir olduğunu dile getiren Attar, gebelikte, hem bebeğin doğumdan sonra kullanabileceği demirin depolanması hem de gebelik nedeniyle artan kan hacmine yeterli oksijenin taşınabilmesi için normalden fazla miktarda demire ihtiyaç olduğunu vurguladı. Alınması gereken demir miktarının günde 60 mg elementer demir olduğunu hatırlatan Attar, "Kan hemoglobin düzeyleri normal olan gebelerde rutin olarak demir verilmeyebilir. Ayrıca demir eksikliği olduğu halde yakınması bulunmayan hastalarda demir verilmeyebileceği üzerinde durulmaktadır. Gebelikte demir, çinko, selenyum ve bazı vitaminlerin (A, B6, C ve D) fazla alınması durumunda potansiyel olarak toksik etkiler görülebilir" diye konuştu.

Kalsiyumun pek çok hücresel fonksiyonunun yanı sıra kemik yapımında kullanılan temel eleman olduğuna değinerek, "Gebelikte günlük kalsiyum gereksinimi bin 200 mg'dir" diyen Attar, günlük fazla kalsiyum gereksiniminin 85 gr. Yağsız peynir, 7 dilim beyaz ekmek, 2 bardak süt, 170 gr sardalye, beyaz ekmek, yağı alınmış süt, yarım yağlı peynir, lor peyniri ve taze bademle giderilebileceğini belirtti. Anne adayının sıvı tüketiminin en önemli kısmını suyun oluşturması gerektiğini, suyun, üreme sistemi dahil bütün organların ve vücuttaki sistemlerin sağlıklı çalışması ve tamiri için gerekli olduğunu dile getiren Attar, şunları söyledi:

"Gebe, günde 8 bardak su içmelidir. Çay, kahve, kakao, alkollü içkiler ve kola ya hiç ya da mümkün olduğunca az tüketilmelidir. Yüksek miktarlarda kafeinin (günde 4 fincandan fazla) düşük, erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bilgiler vardır. Alkol plasentayı geçebildiği için anne adayının alkol alması halinde bebekte fötal alkol sendromu gelişebilir. Anne adayı, fast-food, salam, sosis, sucuk, dondurulmuş gıdalardan uzak durmalıdır. Gebelikte barsak hareketleri genellikle yavaşladığı için kabızlık çok sık görülen bir problemdir. Bunu önlemek için diyete lifli gıdalar ve bol sıvı eklenmelidir. Lif ve posa; siyah ekmek, portakal, elma, kepekli ekmek, kuruyemiş, ahududu, kepekli makarna, bezelye, kuru kayısı, esmer pirinç, kuru üzüm, pırasa ile kepekli olarak hazırlanmış unlu gıdalarda bol miktarda vardır."
Hamilelikte düzenli beslenme bebeklerin sağlık sigortası
 
 
Aşkı Evliliğe dönüştürmek
   
Uzun bir aşk birlikteliğinden sonra neyin gerçek neyin hayal olduğunu ayırt etmenin çok zor olduğunu belirten Aşk Danışmanı Robin Gorman'a göre, ilişkilerin evlilikle sonuçlanması için iletişim ve birliktelik çok önemli...

Aşk ve kadın-erkek ilişkileri üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Gorman, fiziksel anlamda yanyana olunduğunda gerçekte kimin ne olduğunun kolaylıkla anlaşılabileceğini ifade ederek, "Biriyle yüz yüze görüşmek gerçekte onun kim olduğunu anlayabilmek adına en iyi yoldur.

Örneğin; internet ortamında çok hoşlandığınız birini gördüğünüzde fiziksel olarak aynı şeyleri hissetmeyebilirsiniz. Yüz yüze gelindiğinde gerçekten uyumlu bir partner bulmak zordur. Her nerede yaşıyorsanız yaşayın ilişkinizi ayakta tutmak adına iletişimi asla aksatmayın. İletişim azlığı her iki tarafta da şüphelere, güvensizliklere ve anlaşmazlıklara neden olabilir. Bu yüzden düzenli iletişim ve birbirini dinleme iyi bir ilişkinin anahtarlarıdır. Birbirinize, birbiriniz hakkında ne düşündüğünüzü ve ne hissettiğinizi söylemeye teşvik edin" dedi.

Uzun aşk birlikteliğinin evlilikle sonuçlanmasının bireylere bağlı olduğunu söyleyen Gorman, aşıklara şu önerilerde bulundu:

"Birbirinize aranıza başka hiç kimsenin giremeyeceğinin sözünü verin. Dünyanın farklı kürelerinde dahi yaşayabilirsiniz, ancak teknoloji aşkınızı yaşatmanıza yardımcı olacaktır. Biraraya gelmek için bir gün tespit edin. Eğer gerçekten ilerde hayatınızı paylaşmayı düşünüyorsanız şimdiden ortak zaman geçirmeniz gerekir. Eğer çiftlerden hiçbiri bir diğerinin yanına taşınmayı düşünmüyorsa bunun imkansız bir aşk olduğuna inansanız iyi olur. Bazı insanlar için hislerini yüz yüzeyken dile getirmek zor olabilir. Bu yüzden sık sık mesajlar atın, mektup yazın ve e-mail gönderin. Birbirinize karşı dürüst olun. Uzaklık bir şeyleri saklayabileceğiniz anlamına gelmez."
Aşkı Evliliğe dönüştürmek
 
 
Erkek çözüm ister kadın ise paylaşmak
   
"İletişimin amacı uzlaşmak değil, anlamak" diyen psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Sungur, GEO Dergisi'ne verdiği röportajda kadın-erkek arasındaki en büyük sorunun uzlaşamadıklarını kabul etmek olduğunu söylüyor.

Kadın ve erkek neden anlaşamaz?

- "Kadın ve erkeğin birbirlerini anlamasında güçlükler var" dersek daha doğru olabilir. Daha bebek doğmadan evvel iki şeye bakıyoruz: Sağlıklı mı? Cinsiyeti nedir? Erkek ve kız şeklindeki bakış açıları henüz doğum gerçekleşmeden başlıyor, yaşam boyunca devam ediyor. Buna karşılık psikolojik farklılıklar çok daha önemli, çok daha belirgin. Çünkü fiziksel olanları peşinen kabul etmişiz.

Sizce bunun altında yatan sebep nedir?

- Evrimsel açıdan insanın gelişimiyle ilintili. Erkek dış dünyada avcı; evi besleyen, avı getiren dolayısıyla gücüyle öne çıkan biri. Kadınsa evin sükunetini sağlayan, getirilenlerin adil paylaşımını örgütleyen, dış dünyayla ilişkileri kuran. Hep aklını kullanmak durumunda. Biri kollarını kuvvetlendirirken, diğeri düşüncelerini geliştirmekte.

Çiftler en çok hangi sorunlarla geliyor?

- Genelde iletişim problemiyle geliyorlar. Problemi ikisi de bilmiyor. Birisinin beklentileriyle öbürünün beklentileri farklı. "Siz eşinizde neyin değişmesini istiyorsunuz? Somut olarak neler değişirse daha mutlu olursunuz? Kağıda yazın, burada konuşalım" dediğimde çok ilginç bir şey çıkıyor ortaya. Her ikisi de iletişim istiyor mesela. Ama iletişim gerçekleşmiyor.

Değişim korkutur

Neden?

- Eşler iletişimin sonunda uzlaşma bekliyor. Uzlaşma ne: "Sorunu masaya oturup konuşalım. Kalktığımızda sorun çözülmüş olsun." Konuşmaya çalıştıklarında uzlaşamadıklarını gördükleri zaman da onlara göre iletişim amacına ulaşmamış oluyor. Halbuki iletişimin amacı uzlaşmak değil, anlamak. Anladıktan sonra uzlaşıp uzlaşmayacağınıza karar verirsiniz. Bunu görmeyen çiftler uzlaşamayınca tekrar konuşmamaya başlıyor, "Uzlaşamayacağımıza göre konuşmanın da anlamı yok" diyorlar. O zaman ben bu çiftlere diyorum ki; "Bir tek konuda uzlaşın, uzlaşmama konusunda. O takdirde konuşmaktan vazgeçmezsiniz."

Peki ya aralarındaki farklılıklar...

- Kadın anlatmak istiyor. Erkekse istiyor ki kısa sürede ne söyleyecekse söylesin. Kadın anlattığı zaman erkek dinlemiyor gibi yapıyor. Televizyon seyrediyor örneğin. Dinledikleri zaman bile erkeklerin yaptıkları şey hemen soruna çözüm bulmak. Halbuki kadının istediği şey çözüm bulmak değil, paylaşmak. Ama erkekler problem çözmeye eğilimli. Niye? Problemi çözelim ki öbür işe dönelim. Bir seferde tek bir işe yönelebiliyor erkek, aynı anda birkaç sorunla ilgilenemiyor. Kadınlar dinlenilmediğini, erkeklerse kadının bu çabalarını kendisinin değiştirilmek istendiği şeklinde algılıyor. Değişim korkutucu olduğu için de diyor ki, "Beni değiştiremezsin."

Farklıyız ama eşitiz

Kadın ve erkek arasındaki farklılıklar gündelik hayata nasıl yansıyor?

- Örneğin toplumda "kadın araba park edemez" gibi genel bir kanı var. Erkekler yolda kaybolur ama hiç kimseye soru sorma gereği duymazlar. Hababam çemberler çizerler, kadınlar arabayı durdurup soru sorar. Erkek sormaz, devam eder, dolaşır... Çünkü erkekler kaybolmaz. Kadın kaybolduğu zaman farkındadır, durur. Musa niye 40 yıl çölde dolaştı? Adres sormayı unuttuğu için. Kadınlar erkeklerin haritaları nasıl okuduklarını, daracık alanlara nasıl park ettiklerini, beri taraftan kocaman G noktasını nasıl fark edemediklerini bir türlü anlamıyor. Bunlar işin esprisi ama günlük yaşama yansıyan çok ciddi farklılıklar var.

Rol paylaşımından mı bahsediyorsunuz?

- Evet rol paylaşımı, yani fiziksel olarak. Özetle söylemeye çalıştığım; tabii ki erkekler bazı şeyleri kadınlardan iyi yaparlar. Ne yazık ki gerçekleri çok net ifade edemiyoruz. Erkekler ve kadınların hep benzerlikleri üzerine konuşuyoruz. Erkekler ve kadınların farklılıkları üzerine konuşulmaz. Neredeyse bir farklılık fobisi gelişmiştir. Farklılık bazen zenginlik, bazense fakirliktir. Bu onu nasıl kullandığımıza bağlı. Farklı olmamız birbirimizi korkutmamalı, onla büyümeyi öğrenmeliyiz.Şunu kavrayalım; farklı olmamız eşit olmamıza aykırı değil.

Olgunlaşmış sevgi

İdeal aşkın tanımı nedir?

- Aşkı bilim adamları değil, yaşayan çiftler belirler. Ne kadar süreceğini de kestirmek mümkün değildir. Ama şunu söyleyebiliriz: Aşk dediğimiz şey eninde sonunda aşk olarak kalmaz. Niye kalmaz? İki kişi birbirine aşık olduğunda 100'lük skalada en tepeden başlamış oluyorlar. Aşk demek 100 demek. Daha yukarı çıkma şansımız yok, aşağı inmeye mecburuz. Bunu bir kere kabul edelim. Aşkın sonsuza kadar sürmesi gerekmiyor. Onun yerini çok daha önemli bir duygu alıyor: Olgunlaşmış sevgi. Aşkın ömrünün ne kadar olduğu bizim birlikteliğimizi belirlemiyor. Aşkın süresinden çok, aşkın neye dönüştüğü önemli.

Ya evlilik?

- Ne diye insanların yüzde 98'i yüzde 50 yürüyen bir işe yatırım yapıyor? İki evlilikten birisi boşanmayla sonuçlanıyor. Hiçbir akıllıca yatırımla bağdaşmayan bir şey bu. Öte yandan evliliğin gerçekten sanatsal bir yanı var. Evliliği şöyle tanımlıyorum; rutinin içinde mutlu olma sanatı. Ama rutin bir hayat sürmek her zaman mutsuz olmak demek değil, aynı zamanda emniyette olmak demektir. Bu rutini sürprizlerle keyifli hale getirmek mümkün. İnsanlar evliliklerine küçük keyifler kattığı takdirde evlilikleri daha uzun sürebilir.
Erkek çözüm ister kadın ise paylaşmak
 
 
Başarılı İlişki için harita,hap isteniyor
   

Aşklar, evlilikler umutla başlar. Geliştirmek ve korumak çaba ister. Gereken özenin gösterilmediği ilişkiler er ya da geç karaya oturur. Bu durumda kişilerin kendini sorgulamak yerine sığındığı gerekçe çoğu kez aynı: "Erkekler Mars' tan, kadınlar Venüs'ten." Aile terapisti İbrahim Eke ise bu teze karşı çıkıyor.

Aralık Gönüllü Eğitim ve Kültürel Araştırma Derneğinnde "İlişkiler, sondan az önce" başlıklı seminerler veren uzman psikolog Eke "Hurafeleri bir kenara bırakıp kendimize bakalım. Kadın ile erkek aynı gezegenden" diyor.

Başarılı bir ilişki için asgari hangi koşullar gerekiyor?

- Tercihlerde anlaşma, karşılıklı saygı, dürüstlük, farklı mekanlardayken bile partnerle ilgili pozitif şeyler düşünebilme, uzaklaşmak yerine birbirine yönelme, partneri ilgiyle dinleme, etkileşime açık olma, karşıdakini rahatlatabilme, kendini onun yerine koyabilme koşulları sağlanıyorsa ilişki sağlıklı yoldadır.

Başarılı ilişki için aşk şart mı?

- İyi olur, ama şart değil. Aşka yüklenen anlam önemli. Binlerce tanımı var. "Çok mutluyuz, aşığız" diyen çiftleri ayrı odalara alıyoruz. Aşktan ne anladıklarını, ne beklediklerini soruyoruz. Farklı ifade ediyorlar. Bana göre aşk, tutkudur, ergenliktir. Gözün hiçbir şey görmemesidir. Ergen gibi hayatında hiçbir şeyi umursamadan yaşamaktır. Tahtını terk etmektir.

Aşkın kuralları, sınırları olur mu?

- Hayır olmaz. Kural, sınır oldu mu aşk değil, ilişkidir artık. Yetişkinler normlara uyarlar, aşk onlara çok uygun değildir. O yüzden 55 yaşında aşık olanlar ergen gibi saçmalıyor. Çünkü bu duygu durumuna giriyor, beklenmedik davranışlar gösteriyorlar. Güzel olan da bu.

İki cins arasında fark var mı gerçekten?

- Kadınlar Venüs'ten, erkekler Mars'tan hikayesi gerçek değil. Bu varsayımlara dayanan, insanların ilgisini gıdıklayan bir kitap olsa da iddialar? kanıtlayacak tek bilimsel veri yok. Tam tersi, bilime göre erkek de kadın da aynı gezegenden, benzer özellikleri var. Dolayısıyla bir kez daha söylüyorum: Aşka yüklenen anlam önemli.

Aşk gibi güzel olan bir şey neden tükeniyor?

- Dünyada sonsuz olan nedir?

Ki?iler a??k olacaklar?n? seçiyor mu?

- Bu soru beyinle ilgili çalışma yapanların alanına giriyor. Kadın dölünü yaymak için güçlü erkek arar, türündeki hikayeler gerçek dışı. Bilime aykırı. Yalan söylüyorlar. Hurafeleri bir kenara bırakalım. Belki insanlar 400 bin yıl önce böyleydi. Bugün yaşamda birlikte yürüyebilecekleri eşi arıyorlar.

Kişilerin ruh ikizi var mıdır?

- Bildiğim kadarıyla, bilimsel tanımı yok. Eğer bir kişi "Ruh ikizim var" diyorsa, buna anlam verip davranışlarını yönlendiriyorsa "evet" var derim ben de.

BAŞARILI İLİŞKİ İÇİN HARİTA, HAP İSTENİYOR

Kişilik benzerlikleri ilişkiyi güçlendirir mi?

- "Bunlar varsa ilişki çok iyi, yoksa kötü" demiyoruz. Sorun çıkabilecek alanları söylüyoruz. Sorun tespit edildiğinde, çözülürse hayat iyi gider. Çözülmezse ilişki biter. Birey kendisine olduğu kadar, çevresindekilere de değer vermeli, dostluk kurabilmeli. Partnerlerini kendiyle eşit görmeli. Kadınlar dahil, artık herkes "Erkek egemen" saçmalıklar? bir kenara bırakmalı.

Sürekli sorun çözmeye çalışmak zor değil mi?

- Günlük hayatımızda zaten sürekli problem çözüyoruz. Neden ilişkidekileri çözmek zor olsun? Sağlıklı ilişki isteyen, emek vermek zorunda. Emek vermek yerine harita ya da hap istiyorlar. İlişkilerde, bireylerin kişilik yapısı çok önemli. Mutlu ilişki karşılıklı dengeden geçer.

TARTIŞMA ŞEKLİ İLİŞKİNİN FALI GİBİ

Hangi işaretler iletişimde ve ilişkide ciddi sorunların habercisidir?

- Çok önemli kararlar birlikte verilmiyorsa, sık sık ayrılıp tekrar bir araya geliniyorsa, partnerlerin eleştirisinden korunmak için duygusal ilişkiden uzaklaşılıyorsa sorun vardır. Tartışma yöntemi de çok önemli ipucu. Uzayıp bir sonuca bağlanmıyorsa, kıskançlık sık gündemdeyse, tartışmalarda kişiliğe yönelik suçlamalar, aşağılama, küçük görme ifade eden sözler, mimikler, jestler ve bol bol eleştiri varsa, küsülüyorsa, basit şeyler büyütülüyorsa, kırıcı bir tartışmadan sonra ilişkiyi tamir etmek için çaba harcanmıyor veya bu konuda başarılı olunamıyorsa, durmadan "aslında ne yapmak istendiği" anlatılmak zorunda kalınıyor, sert bir dille tartışılıyorsa, partnerler sık sık eleştiriliyorsa, kendini savunurken, partner suçlanıyorsa, tartışmalar sırasında tepkisiz kalınıyorsa ve konuşulmuyorsa sorun büyük.

Sorunsuz ilişki için tek kişinin çabası yeter mi?

- Tabii ki yetmez. İlişki tek başına yaşanabilir mi?

Karşımızdakini daha iyi anlamak ve kendimizi anlatmak için ne yapabiliriz?

- Çok basit bir yöntemi var. Duygularımızı açık şekilde ifade etmeliyiz. Düşündüğümüzü karşımızdakine söylemeliyiz. Karşımızdakini anlamak için de zihnini okumaya çalışmak yerine yine açıkça ne düşündüğünü sormalıyız.

Her kötü ilişki, evlilik kurtarılabilir mi sizce?

- Her ilişki ancak iki taraf da istiyorsa kurtarılabilir. Taraflar istiyorsa, çözümsüz diyalog yoktur.

Aşklar, evlilikler çabuk mu tüketiliyor?

- Kişinin hayata bakışı sadece tüketim üzerine kuruluysa, örneğin "bunu diktirmek yerine atarım, yenisi daha ucuza gelir" diyorsa ilişkiye emek vermeye yanaşmaz. Bu olmazsa mutlaka yeni biri vardır, diye düşünür. Bir anlamda ilişkiler de dondurulmuş yemekler gibi, hazırlamak için emek harcamadan, ısıtılıp hayata sokuluyor. Başka bir çok şey için emek veriliyor; neden ilişki, evlilik için verilmesin?

İlişkinin sonunu hızlandıran adımlar

-Kırıcı bir tartışmadan sonra ilişkiyi tamir etmek için çaba harcanmıyor veya girişim başarısız kalıyorsa.
Sık sık sizi beğendiğini, sonra da hiç beğenmediğini söylüyorsa.
Sık sık ayrılıp, tekrar bir araya geliniyorsa.
Kızgınlık ve öfke sıkça dışa vuruluyorsa.
Tartışmalar uzayıp, sonuca başlanmıyorsa.
Basit şeyler büyütülüyor ve sorun ediliyorsa.
Kıskançlık sık gündeme geliyorsa durum kötü.
Sondan az önce

İlişkiyle ilgili sorunlar çok ciddi bulunur.
-Sorunlardan söz etmek yararsız görünür.
Sorunları kendi başına çözmeye çalışır.
Paralel yaşamlar kurulur.
Yalnızlık tercih edilir.


Sadece seks ilişkiyi kurtarmaz

-Cinsellik ilişkide önemli. ilişkinin ana motorunun seks olması da geleceğini riske sokar. Öte yandan cinsel ilişkinin sıklığı açısından memnuniyet, cinsel ilişkiden beklentilerin açıkça paylaşılabilmesi, karşı tarafın cinsel isteklerine karşı duyarlıık, her iki taraf için tatmin ediciliği ve cinsel ilişkide korunma yollarında hemfikir olmak da önemli.

Ailede yaşananlar ilişkinin kaderini etkiliyor

-Bireylerin geldikleri ailelerin önemli rolü var. Alkol bağımlısı, ruhsal sorun yaşanan, çocuklarına karar alma fırsatı vermeyen, ilişkilerini onaylamayan, geçimsiz, boşanmış, ailelerin çocuklarının ilişkileri riskli. Ebeveynlerin çocuklarının ilişkilerine sürekli müdahale etmesi, taraf tutması ilişkiyi zora sokar. Geçmişte şiddet, cinsel taciz, terk, ihmal gibi travmatik olaylar yaşayan bireylerin ilişkisi daha çok emek ister. İlişkinin başlangıcıyla ilgili güzel anılar yoksa, aldatma yaşanmışsa biraz daha çabaya ihtiyaç duyulabilir.

Başarılı İlişki için harita,hap isteniyor